DUYURULAR 

Vespa Club Armalı T-Short,Fular,Bardak takımları görmek için tıklayın

 



HEZARFEN

MOTOKROS PARKURU                       FEDERASYONDA!..

 

 

 

 

 

İstanbul Hezarfen MX Motokros Parkuru’nun yönetimi ve kullanım hakları  19 Mart 2009  tarihinden itibaren Türkiye Motosiklet Federasyonu bünyesine alındı…

         Türkiye Motosiklet Federasyonu Yönetim Kurulu’nun İstanbul Hezarfen MX Motokros Parkuru ve tesisiyle ilgili yaptığı düzenlemeler şöyledir:

1. ÜYELİK Üyelik ücreti bir yıl için KDV dahil, peşin 1.600 TL’dir. 17 ve 17 yaş altı için bu ücret 700 TL’dir. Her üyenin kapalı garajda bir motosiklet yeri, bir dolap kullanma hakkı ve açık alanda 1 adet römork bulundurma hakkı vardır. Bulundurulmak istenen ikinci motosikletlerin aylık ücreti 50 TL, yıllık ücreti ise 500 TL’dir. Ödemeler Federasyonun banka hesabına (Garanti Bankası Ankara Anafartalar Caddesi Şubesi 711 şube kodlu, 6299608 nolu hesap) veya yerinde nakit olarak fatura karşılığı yapılabilir. Bonus kullananlara vade farksız 6 ay taksit uygulanır. Üyelerin kapalı ve açık alanlarda bırakacakları tüm eşyalarının korunması için, federasyon tarafından yapılmış bir sigorta düzenlemesi mevcut değildir. Parkurun kullanımı pazartesi hariç, her gün 09:00–21:00 saatleri arasındadır. Bunun dışında, üye olmayanlara  kullanım ücreti tüm gün için (09:00–21:00 ) 90 TL ve yarım gün için (09:00-13:00 veya 13:00-17:00)  70 TL’dir. 17 yaş ve altı için ise tam gün ücreti 45 TL ve yarım gün için ise 35 TL’dir. Milli sporcular, 17 ve 17 yaş altı lisanslı ve Türkiye Şampiyonası’nda yarışan sporcular için parkur kullanımı ücretsizdir. Üyeliğe kabul ve üye olmayanların parkur kullanma hakları federasyonun iznine ve denetimine tabidir.

2. KULLANIM ŞARTLARI Parkur, belirlenen gidiş istikameti aksine kullanılamaz. Federasyonca onaylanmış yarış günleri ve özel aktivite günleri haricinde, parkur yalnızca antrenman amacı ile kullanılabilir. Parkurun ve parkur dışı alanların kullanımı ile ilgili tüm yetkiler Federasyon’a aittir. Federasyon yetkilisi gerekli gördüğü takdirde herhangi bir sebep göstermeden parkuru ve tüm tesisinin kullanılmasını men edebilir. Tesis genelinde alkollü içki tüketilemez ve pit alanı, start alanı, bekleme alanı ve parkur gibi sportif alanlarda sigara içilemez. Sporcular beraberlerindeki kişilerin kural dışı davranışlarından sorumludurlar. Tesis genelinde ateş yakmak ve LPG kullanımı yasaktır. Parkur kullanımı sırasında meydana gelebilecek kazalar ve kazalar sonrası oluşabilecek maddi, manevi ve bedensel hasarlardan sporcular sorumludur. Parkuru kullanacak her sporcu FIM Güvenlik kuralları ve Teknik Kontrol Yönetmeliği’nde belirtilen kıyafet ve şartların tamamına uymak zorundadır.

3. GÜVENLİK  İstanbul Hezarfen MX Motokros Parkuru, Hezarfen Havaalanı içerisinde bulunduğundan işaretli alanlar dışında ve asfalt yollarda motosiklet kullanması yasak ve sakıncalıdır!.. Ayrıca, tesiste bulunan tüm sporcular, refakatçiler ve ziyaretçilerin yangın ve benzeri kazai durumlarla ilgili tüm tedbirleri alma ve alınan tedbirlere azami ölçüde dikkat etmekle yükümlüdürler. Tüm tesis dahilindeki güvenlik görevlilerinin ve yetkilerinin uyarılarına, ikaz levhalarıyla getirilen sınırlamalara harfiyen uyulması gereklidir.

4. GELİRLER  İstanbul Hezarfen MX Motokros Parkuru ve tesisinin tüm gelirleri Türkiye Motosiklet Federasyonu’na aittir.

5. ÖZEL AKTİVİTELER  Federasyon;  tesisin tamamını, önceden ilan edilmiş program dışında da; motosiklet marka ve aksesuvar tanıtımı, özel yarışlar, test sürüşleri, eğitimler, davetler, konser ve toplantı gibi olabilecek her türlü özel aktivite için kiralayabilir. Böyle günlerde tesis, kısmen ya da tamamen üyelere ve günlük ziyaretçilere kapatılır.

6. ÇEVRE KORUNMASI İstanbul Hezarfen MX Motokros Parkuru’nun ve onunla bütünleşen padok, pit alanı, bekleme alanları, yollar, tribünler, idare yapıları, araç park alanları, motor yıkama ve bakım bölmeleri ve benzeri tüm alanlar; bir bütün olarak, doğrudan görevli olanlar ve orada bulunan herkes tarafından çağdaş bir çevre koruma bilinci ile korunmak ve atıklarla kirletilmemek durumundadır. Değerli ve ihtiyaç karşılayan bir su havzasının yanındadır. Federasyon’un tüm tesisle alakalı noter tasdikli bir koruma taahhütnamesi vardır.

7. YÖNETİM  Yukarıdaki maddelerin tatbiki, takibi ve akla gelebilecek başka sorunların bildirilmesi için federasyon adına tesis sorumlusu olarak İlker Balçık (0533 280 30 47) ve eğitim sorumlusu olarak da  Mustafa İnal (0549 216 47 74 ) daimi olarak görevlendirildi.

7 Mayıs 2009

 

 

 

 

Süleyman Memnun

Türkiye Motosiklet Federasyonu Başkanı

_____________________________________________________________________________________________________________________________

TRAFİK KANUNU

Trafik kazası sonucu yaralanan ve hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınan kazazedelerin,

kanuna göre tedavi için ücret ödememesi gerektiği belirtildi.

Tüketiciler Birligi, kazazedelerin haklarıyla ilgili bir rapor hazırladı. Kaza sonucu yaralanan ve herhangi bir hastanede tedavi gören
kazazedelerin bu tedavileri sonucu hastane tarafından ücret talep edilemeyeceğinin belirtildigi raporda, 2928 Sayılı Trafik Kanunu’na göre herhangi bir trafik kazası sonucu yaralanan kişi en kısa sürede hastaneye yetiştirilmek ve gereken tedavinin yapılmasi hükümlerini içeriyor.

Yönetmeliğe göre, hastane acil servisi, kendisine gelen kazazedenin maddi durumu, sosyal güvencesinin olup olmadığına ve hastanın özelliğine bakmadan gereken tedaviyi ve müdahaleyi herhangi bir ücret talep etmeden yapmak zorunda.

Bu tedavi sonucu oluşan masrafın ise Saglık Bakanlığı, Karayolları Trafik Döner Sermaye Işletmesi tarafından karşılanacağının belirtildiği rapora göre, vatandaşların haklarını bilmediği için sorunlar yaşandığını ve hastanelerin bu kanundan bihabermiş gibi gözuküp vatandaştan para talep etmelerinin suç olduğu belirtildi.

Kazasız günler dileğiyle…

 

Yağmurda sürüş

doğayla içiçe olan biz motorcuların başlıca sorunlarından biri. Yağmurda görüş mesafemiz daralır, otomobillerdeki avantajmız “sileceği”nden yoksun olmamız büyük bir eksikliğe dönüşür, yollar kayganlaşır, yayalar dikatsizleşir, günlük güneşlik havada dahi “görünmez” olan bizler hepten kayboluruz diğer araçların buğulu cam ve ıslak aynalarında…ayrıca diğer araç sürücüleri bu tip havalarda motosiklet sürücülerini etraflarında görmeyi de beklemezler.

Yağmurda sürüş için önce biz hazırlıklı olmalıyız bu şartlara biraz. Motosikletler yağışta kuru havaya gore daha fazla arıza yapar. Su hava basıncıyla bütün elektrik devrelerinin derinliklerine kadar girebilir, “aman basınçlı suyla motosiklet yıkamayın” diye öğütte bulunan bütün arkadaşlarınızın tavsiyeleri boşa gider ister istemez. Yani motorun tüm su geçirmez noktalarının gerçekten öyle olması gerekiyor.

Yağmurda sürüş için motosikletin ön camı olmalı, ve bu turing tipi olmalı, lastikler bakımlı, taze, diş derinlikleri yeterli olmalıdır. Sürüşten once tüm stop, sinyal ve farlarının gerektiği gibi çalışır durumda olduğunu kontrol etmelisiniz ayrıca.

Motor hazırsa sıra size geliyor… Bir yağmurluğunuzun olması ve çizmelerinizin su geçirmez olması şart tabii...yağmur mevsiminde bunları motorda bulundurmakta ve yağışı gördüğünüzde ıslanmadan evvel giymenizde fayda var. Tam kapalı bir kaskınız olmalı ve eldivenlerinde başparmak dışı yada işaret parmağı iç kısmının süet olması lazim ki vizorünüzü silebilesiniz. Kaskın havalandırması da önemli, yağış sırasında sıcaklık düşer ve vizör kolayca buğulanır. İşin aksi tarafı kaskın tepe hava kanalını kapatmanız gerekir, çünkü oradan içeri su dolar ve kaskın içi sırılsıklam oluverir hemen ki bu buğulanmayı daha da artırır.

Elleriniz için şayet su geçirmez eldiveniniz yoksa büyük boy bir çift bulaşık eldiveni bulundurup bunu normal eldiveninizin üstüne giyebilirsiniz, eldiven yenlerini ceketin/ varsa yağmurluğun üstüne çıkartin ki kollarınızdan içeri su yürümesin. Ancak bu plastık eldiven vizörü silmenizi zorlaştıracaktır.

Vizörde ve otomobil ön camlarında su tutmaması için kullanılan sprey mamuller vardir, bunlardan kullanabilirsiniz. Bunlar akrilik vizöre herhangi bir zarar vermeyecektir ama yinede kutuların üstünü okumak iyi bir alışkanlıktır.

Sıra sürüşe geliyor…Önce “uzun” farınızı yakarak işe başlayın.

Yağmur yağmaya başladıktan bir kaç saat sonra sorun değil ama, ilk yağış anında yoldaki bütün kil, çamur, yağ, pislik, antifriz, yakit artıklari vb. yüzeye çıkar ve yüzey özellikle trafigi ağir yollarda çok kaygan olur.

Fren ve gazı daha pürüzsüz, yumuşak kullanmanız gerekiyor. Takip mesafelerini artirmak lazim...zaten öndeki araçlarin püskürttuğü su ve çamurdan da uzaklaşmak için bu şart. Araçlari sollamaya pek meraklı olmayın, hele kamyon,TIR gibi büyük tekerlekli araçlar bir iki dakika süresınce bütün görüşünüzü kaybettirecek kadar çok su püskürtür yanlardan ki o sirada yagmur yağmiyor dahi olabilir...yoldaki su yeter buna…

Yağmurda metal yüzeyler (menhol kapakları, ızgaralar, tren/tramvay rayları, köprü genleşme ızgaraları vb) son derece kayganlaşır. Plastik kaplı/boyalı (yaya geçidi çizgileri/ yol cizgileri vs.) kayganlaşır.

"Gözünüzle" kullanmaya calışacaksınız yağışta. Motorun baktığınız yere gitmekte olduğunu düşünün sürekli. Hızınızı virajlarda fazla yatmaya gerek kalmayacak şekilde ayarlamayı unutmayın.

Su birikintisinden gecerseniz “aquaplaning” e karsi hazirlikli olun ama unutmayın ki yağis sirasinda yolda özellikle drenaj da yeterli degilse her zaman bir iki mm, yada daha fazla "su filmi" bulunur ve bu da aquaplaning denilen olaya yol açabilir. Yani illa "birikinti" olmasi gerekmez. “Aquaplaning” tekerleklerin altından kaçamayarak sıkışan suyun aracı yoldan kaldırması – kesmesi şeklinde özetlenebilir ve çok tehlikelidir. Böyle bir şey başınıza gelirse yapılabilecek şeyler çok kısıtlıdır, belki hafifçe gaz kesebilirsiniz o kadar, gözünüzü karşıdan ayırmayın. Fren, vites, gaz ve gidonla oynamayın, gidonu gayet relaks tutmaya ve elinizden geldigince relaks olmaya, yapabiliyorsaniz sırıtmaya çalışın...Bu durumda motorun bir yada iki tekerleği birden yerden kesilmiştir, düz bir doğrultuda gitmiyorsanız düşersiniz. Yani virajlarda su birikintisine girilmeyecek...yani gördüğünüz kadar gitmeye çok daha fazla dikkat edeceksiniz. Aquaplaning genellikle arka tekerlekte çekiş kaybıyla ortaya çıkar ve bunu “motorun devrinin artması ama hızınızın değişmemesi” şeklinde algılarsınız. Motor bu durumda yatmaya başlarsa yapabileceğiniz tek şey yumuşak ve soğukkanlı bir kontra tekniği ile düzeltmek olabilir.

Gece ve yağmurda sürüşü kesinlikle tavsiye etmem. Zaten dediğim gibi görünmüyoruz, bu şartlarda hiçkimsenin sizi görmekte olduğunu varsayamazsınız. Bir de asfaltın rengi simsiyah olur, ve yol çizgilerinin görünüşü de oldukça zayıflar…Çukur, engebe, su birkintisi gibi tehlikeler tamamen görünmez hale gelir. Vizorünüzdeki su damlacıklarının ışığı dağıtması nedeniyle karşıdan gelen araçların farları görüşünüzü tamamen engeller. Cok risklidir ve gereği ne olursa olsun bu riski almaya değmez

 

                    

 

 KULÜBÜMÜZ YENİ KURULAN  VESPA WORLD CLUB 'A NATİONAL VESPA  KULÜB OLARAK KABUL EDİLMİŞTİR

                                                                                                                                  

 

   

 Dear Mr.  Kemal Arikan, President of Vespa Club Turkey,

This e-mail is about the official statement sent  you by Ing. Daniele Bandiera, Senior Vice President, Piaggio Brand Unit, about Piaggio’ s will to support and exploit all the Vespa Clubs with the establishment of a new international coordination organization.

Today, I have the pleasure to announce the birth of  the “Vespa World Club®”, established by Piaggio & C. S.p.a and the Piaggio Foundation, Viale Rinaldo Piaggio 7, Pontedera (56025) Pisa, it’s open to all National Vespa Clubs.

This new international coordination would like to promote the activities of all the Vespa riders in the world. With the purpose to provide services to all the members of Vespa Club, we aim at creating a web site where there will be the space for all the Vespa Clubs activities, a calendar of the international events, and a link about all the National Vespa Clubs.

I am therefore asking you to be present in this Association and for this reason I am sending you, herewith attached, Vespa World Club membership form, the Charter and the Association Corporate charter, with the hope that you and your Vespa Club can help us develop the “Vespa World Club®”.

For any further information, you can get in touch with us by e-mail at segretario@vespaworldclub.com, we will answer you as soon as possible.

 

General Secretary

Marco Manzoli

 

 

 

 

 

                  

 

KONTAĞI ÇEVİRMEDEN ÖNCE ZİHİNSEL HAZIRLIK

Tüm giysilerinizi, kaskınızı, eldivenlerinizi giyip motorunuza oturun. Anahtarı takıp gözlerinizi kapatın. Sakinleşin, kafanızı boşaltın, kaslarınızı gevşetin. Kendinizi rahatlamış hissedince motorunuzu çalıştırın. Artık inene kadar diğer konuları geride bırakın.

Yok yukarıda anlatılan yöntem işe yaramıyorsa, rahatlayamıyorsanız şunu deneyin: Yine hazırsınız ve anahtarı taktınız. Şimdi tepeden tırnağa tüm kaslarınızı kasmaya başlayın. Abartmayın yoksa kramp giriyor:))Biraz öyle kalın ve hepsini birden bırakın.

Bu da olmadıysa, stresiniz atabileceğinizden fazla ise, ulaşım alternatifiniz mutlaka vardır,onu tercih edin. 

GRUP SÜRÜŞÜ

Uzun bir tatilde olsun, günü birlik gezide olsun, grup sürüşünden önce mutlaka bir toplantı yapmalıdır. Lider belli olmalı ve herkesce kabul edilmelidir. Rota, durulacak yerler, hız, sürüş formasyonu kararlaştırılmalı, bundan herkes haberdar edilmelidir. Lider tecrübeli, grubun isteklerini, sürüş becerisini anlamış olmalı, diğerleri de onun kararlarına uymalıdır. Çok önemli olmadıkça eleştiriler varış yerine saklanmalıdır.

Geniş, düz ve trafik olmayan bir yolda en uygun formasyon "fermuar"dır. ÖNEMLİ: Her sürücü diğerinin çapraz arkasında seyrederken önündekinin aynasından göz teması yapabilmelidir. Aradaki mesafe açık tutulmalı (2sn kadar) fermuarın bir sebeple her an "kapanabileceği" unutulmamalıdır.

Virajlar veya sollamalar başladığında herkes serbest formasyona geçmelidir. Serbestte her sürücü yol pozisyonunu kendi güvenliğine göre ayarlayabilmektedir. Lider, sürüş formasyonunu 1 veya 2 işareti yaparak (1.Serbest veya 2.Fermuar) gruba bildirebilir.

Kalabalık bir grubun, örneğin benzin istasyonundan çıkarken aynı anda yola çıkması tehlikeli olacağından tek tek çıkılarak ileride bir toplanma yerinde tekrar buluşulması gerekir. Tabii ileride tekrar toplanılacağı grup üyelerince önceden bilinmeli ki çıkmak için acele etmesinler (yol öncesi toplantı konusu).

Sollama üç şekilde yapılabilir. Kolaydan zora doğru sıralarsak:

1- Gidiş-geliş, yoğun trafikli veya virajlı yollarda bu ilk yöntem kullanılmalıdır: Sollanacak araca yaklaşırken lider kendisi için uygun fırsatı bulur ve sollar. ÖNEMLİ: Sollama bitince sollama hızını korur ki son üyeye kadar grup sollama yapıp kendi şeridine geçecek yer bulabilsin.
Her üye sollamasını sırası gelince yapar, hız, en son üye de sollamayı bitirince ve sollanan araçla arasını açınca normal seyir süratine düşer.

2- Otoyol veya açık, geniş yollarda bu iki yöntem kullanılabilir: Lider sollanacak araca yaklaşırken tüm grubun sollama yapabileceği bir fırsatı bulunca sinyal vererek sol şeride geçer. Ondan başlayarak tüm üyeler de sola geçerler. Birlikte sürat arttırılır. Son üye geçinceye kadar sürat ve şerit düşürülmez. Birlikte sağ şeride dönülür.

3- Artçı liderin sollanacak araca yaklaştığını görür ve sol şeride geçer. Sırasıya arkadan öne tüm üyeler sola geçerler.

İkinci ve üçüncü yöntemin kullanıması için tam bir uyum ve anlaşma gerekir. Uygulandığında ise güzel bir görünüm ve otoyolda güvenli bir sürüş sağlar.

Unutulmaması gereken, geçişi tamamlayan üyenin hızını azaltmayarak arkadan gelene yer açmasıdır.

YOLDA POZİSYON ALMA

Düz, açık bir yolda seyrederken yolun sol yarısı ideal pozisyon olarak kabul edilir. Ancak değişen şartlara göre bu pozisyonu değiştirmelisiniz.

Virajda: Virajın birleşim noktası (yol kenarlarının uzakta birleşiyor gibi gözüktüğü nokta) sizden uzaklaşmaya başlayıncaya kadar virajın dışında kalın. Hem en uzağı görün hem de gelen trafik sizi önce görebilsin.

Sollama Yaparken: Otobüs gibi büyük bir aracı sollamada aracın dibine girmeyin. Motosiklet çabuk hızlanabilir, beklemeniz gerekecekse bunu önceden görün ve mesafe bırakarak bekleyin. Uzakta kalarak gelen trafiği çok daha kolay görebilirsiniz. İleride yol sağa dönüyorsa, önünüzdeki aracın sağından da bakmalısınız.

Tepeye Yaklaşırken: Arkasını göremediğiniz bir yolda hızı azaltırken sağa kaymak güvenli olacaktır.
Ara Sokakta: Park etmiş araçların arasından çıkacak bir yayayı önceden görebilmek için araçlardan uzakta geçmeye çalışın.

İzlenirken: Birçok otomobil sürücüsü motosikletleri görmez. Sizin otomobillerden daha hızlı gidebilmeniz, o anda sollama yapıyor olmanız hatta yolda bir araç olarak haklarınız bilinmeyen, üzerinde düşünülmemiş konulardır onlar için. Arkadan gelen ve sizin yoldan çekilmenizi ısrarla bekleyen otomobile mümkünse yol verin. Kaçacak yeriniz yoksa yolu ortalayarak ona geçiş aralığı bırakmamak gerekir. Hızınızı düşürmeden şeridinize sahip çıkın.
Rüzgarda: Rüzgarlı havada, uzun bir aracı geçerken, bir köprüye yaklaşırken rüzgarın etkisini hesap ederek güvenli bir pozisyon seçin.

İzlerken: Çoğunlukla üzerinde durulmayan bir konu da izlediğiniz aracın kör noktasında bulunmamaktır. Grup halinde sürerken veya başka bir aracın arkasındayken sürücünün sizi aynasında görebileceği bir pozisyon seçin.

 

 

 

 
 

KARAYOLLARI TRAFİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISINDA  MOTOSİKLET.  

    TBMM Trafik Komisyonundan  Genel Kurul’a gönderilen kanun tasarısını motosiklet açısından inceledik ve değerlendirdik. Tasarıda motosiklet adına önemli değişiklikler vardır, ancak bunun yanında belirsizliklerde vardır. Gerçi dogal olarak Karayolları Trafik Kanununun uygulama detayları ,Karayolları Trafik Yönetmeliği ile belirlenir. Yeni Kanuna uygun olarak İçişleri Bakanlığının mutlaka yeni bir Karayolları Trafik Yönetmeliği çalışması vardır diye düşünüyoruz, ancak bu taslak şu an elimizde olmadığından ne şekilde yorumlandığını bilemiyoruz.

  Burada yeni kanun taslağını ve buna uygun olarak uygulanması gereken detayları motosiklet açısından belirteceğiz.  

1-       Tasarıda ilk önemli tanım, daha önce belirsizlik taşıyan ‘motorlu bisiklet’ için yapılmıştır :’ Silindir hacmi 50 santimetreküpü geçmeyen, içten patlamalı veya elektrik motoru ile donatılmış ve imal hızı 45 km/s’den az olan bisiklettir.’  Bu sayede daha önce belirsizlik yaratan elektrikli scooter’ lar bir tanıma sahip olabilmiştir.

2-       Karayollarında çağdaş ve güvenli Trafiği sağlamak amacı ile kurulan ‘Karayolu Trafik Güvenliği Kurulunda’ tasarıda yapılan değişiklik ile konu ile ilgili derneklerde temsilci bulundurabilecektir. Bu konu Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Daire Başkanlığına motosiklet dernekleri tarafından önerilmiş ve bu olumlu değişiklik tasarıda yer almıştır. Madde 2.

3-        Tasarının en önemli bölümlerinden biri sürücü belgeleri ile ilgili madde 12 dir.

Motosiklet için a) A sınıfı sürücü belgesi , silindir hacmi 125 m3 ü ve gücü 11 kw ı geçen motosiklet kullanacaklara,

                           b) A1 sınıfı sürücü belgesi, motorlu bisiklet ve silindir hacmi 125 m3 ü  ve 11 kw ı geçmeyen motosiklet kullanacaklara.

    İki sınıflama içinde yaş sınırı 17 olarak belirlenmiştir, bu olumludur ancak burada bir hata ve bir belirsizlik mevcuttur.  

    Sanırız gözden kaçan önemli hata şudur, motorlu bisikletler ehliyet kapsamına alınmıştır. Oysa tüm Avrupa ve dünyada 50 cc altı motorlu bisikletler ehliyetsiz kullanılmaktadır. Yukarıda değindiğimiz motorlu bisiklet kavramına elektrikli olanlarda alınmıştır. Bunun anlamı şudur, çocukluğumuzun tornet’ lerinin moderni elektrikli kay kaylar motorlu bisiklet olarak tanımlanmıştır ve bunlar için ehliyet şartı getirilmiştir. Akülü kay kay ı ile bakkala giden vatandaş şayet fark edilirse ehliyetsiz araç kullanmaktan ceza yiyecek hatta yargılanabilecektir. Bu madde yaşamı zorlaştırmaktan, yorumlara açık hale getirmekten, ve karmaşa yaratmaktan başka bir işe yaramaz kanısındayız. Adı üzerinde ‘motorlu bisiklet’ler ehliyet kapsamı dışında bırakılmalıdır.  

  İkinci önemli konu  A ve A1 ehliyet almadaki belirsizliktir. İkisi içinde yaş sınırı 17 dir. Belirlenmiş başka bir kıstas yoktur, yani ehliyet sınavına giden bir kişi 125 cc motosiklet ile gitmiş ve üzerinde durabilmiş ise  A 1, örneğin 1400 cc bir motosikletin üzerinde durabilmiş ise A sınıfı ehliyet alabilecektir. Eğer yönetmelikte düşünülen başka bir önlem yok ise bu son derece yanlıştır. Avrupa ülkelerinde de sınıflandırma kıstası 125 cc altı ve üzeridir. Ancak hiçbir kimse doğrudan gidip büyük hacimli motosiklete binemez,   ya zaman, ya eğitim sınırı vardır. Yani ya en az iki yıl 125 cc ye biner sonra sınıf atlarsınız, ya ileri sürüş tekniği kursu sertifikası ile sınava girip büyük sınıf belge alırsınız yada en az 22 gibi yaş sınırı vardır.

   17 yaşında bir gence üç tane kukanın arasından geçti diye A sınıfı motosiklet sürücü belgesi vermek son derece hatalıdır,  büyük motor hacimli motosiklet kullanabilmek deneyim ve eğitim gerektirir.

  Bu konu çok önemlidir ve belirsizlik kaldırılmalıdır.  

4-       Kavşaklarda ilk geçiş hakkı. Kanunun şu an uygulanan halinde araçların net tanımını yapan bir sıralama vardır. Motorlu araçlar , otomobil, minibüs, kamyonet, otobüs, kamyon, arazi taşıtı, lastik tekerlekli  traktör,  iş makineleri  olarak sıralanmakta ve yazılış sırasına göre bir öncekine geçiş kolaylığı sağlamak zorundadırlar.

Bizler motosikletçiler olarak bu sıralamada hiç yer almayan motosikletin ilk sıraya oturması gerektiğini  önerdik ve kabul gördü.

  Ancak yeni tasarı  madde 57 otomobilden kamyona tüm sıralamayı motorlu araçlar diye tanımlamış. Tasarıda yer almayan açık tanımlamanın Yönetmelikte mutlaka yer alacağını ve motosikletin ilk sırada olacağını düşünüyoruz.Ancak bu açık sıralamanın yasada da mutlaka yer alması gerektiğine inanıyoruz. Ülkemizde ne yazık ki eğitim seviyesi düşük, bir çok insan trafik bilincini sürücü belgesi almak için girdiği sınavlarda ediniyor ilk defa. Sorular yasa ve yönetmelikten soruluyor, ilgili yasa maddesi önemli ve mutlaka sorulacaktır, eğitim seviyesi düşük bir insanın en azından sınava çalışırken kavşakta kime yol vereceğini öğrenmesi önemlidir bizce, çünkü kavşaklarda en çok önemsenmeyen ve üzerine araç sürülen biz motosikletçileriz.  

Yasanın Genel Kapsamında olan ama yönetmelikle uygulama şekli belirlenen önemli isteklerimiz şöyledir. Bu isteklerimiz Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Daire Başkanlığı ile yaptığımız görüşmelerde tamamen kabul gördü. Yeni Karayolları Trafik Yönetmeliğinde mutlaka yer alacağına inanıyoruz.  

1-       Hız Kuralları: mevcut yönetmeliğin 100. maddesinde  yerleşim yeri dışında motosiklet için uygulanan hız limiti 70 km/s tir. Bu limit otomobiller için 90, otobüs ve kamyonlar için 80 km/s tir. Bu limit motosikletçileri kamyon ve otobüslerin önünde tehlikeye atmakta, yada kural ihlali ve radar cezasına maruz kalmaya zorlamaktadır. Tüm Avrupa ülkelerinde motosiklet hız limitleri otomobiller ile aynıdır. Yeni yönetmelik ile motosiklet hız limitleri otomobiller ile aynı seviyeye getirilmelidir.

2-       Mevcut yönetmelik madde 67 ye göre araç muayeneleri  otomobiller için ilk üç yaş sonunda ve devamında her iki yılda bir, motosikletler için ise her yıl olarak belirlenmiştir. Oysa günümüzde motosiklet endüstrisi çok gelişmiş ve otomobillerle aynı teknik özellikleri kullanır hale gelmiştir. Ayrıca motosiklet kullanıcıları , motosikletlerine düşkündür ve otomobillerinden daha iyi bakarlar. Bu yüzden her yıl muayene çilesi bitirilmeli ve otomobiller gibi ilk alındığında üç devamında iki yıl olmalıdır.

3-        Yönetmelik 1 sayılı cetvelde 1940 yıllardan kalma koruma başlığı olarak ifade edilen kask standartı günümüz koşullarına uygun hale getirilmelidir.  

Yeni Yasa ve buna bağlı olarak oluşturulacak yönetmeliği tüm motosikletçiler heyecanla bekliyor, en azından yollarda daha güvenle sürebileceğiz.  

Ancak motosikletin sorunları Trafik yasası ile sınırlı değildir. Karayolları gibi ciddi bir sorun vardır, otomobiller için bile can kaybına yol açan yol hataları motosikletçiler için daha büyük riskler yaratmaya devam ediyor. Trafikte yer alan tüm bilinçli insanlar olarak bu sorunun üzerine birlikte gitmeliyiz.  

  Motosiklet üzerindeki yüksek ve lüks tüketim vergileri, pahalı ruhsat ve ehliyet harçları, yüksek sigorta bedelleri  Avrupa ülkelerinde benzeri görülmeyen haksız uygulamalardır.  

  Motosikletçiler olarak sorunlarımızı adım adım çözeceğimize inanıyoruz  

 

 

 

  Vespa Club Turkey

 
    
 

Türkiye’nin ilk ve tek uluslararası kulübü

 

Motosiklet bir tutkudur rüzgara karşı gitmenin keyfini alan birdaha kolay kolay bırakamaz

 

1994 senesinde İstanbul “Vespa Fun Club”  adıyla kurulan, 2003 senesinde “Motosiklet Spor Kulübü” olan derneğimiz; İletişime önem veren , çevreye saygılı , barış ve kardeşliği savunan , aktivitelerine herkesin katılabildiği , üyelerinin düşüncelerine saygılı, ileriye dönük çalışan, eğlenceli, dört mevsim  faaliyet gösteren , yenilikçi fikirlere açık olan ve seyahati seven motosiklet tutkunlarından oluşmuştur.

 

Vespa Scooter Motosiklet sporları Kulübü, Uluslararası Vespa federasyonu (F.I.V) ve Türkiye Motosiklet Federasyonu  üyesi olan Vespa Club Turkey’in hedefi ; Motosiklet kullanma kültürünü daha geniş kitlelere yayamak amatör ruha sadık kalmak şartıyla ulusal ve uluslar arası yarışlar düzenlemek.

Üyeler ile motosiklet kullanıcıları arasında bilgi ve görüş alış verişini sağlamaktır.

 

Bunların tamamına önem veren scootera gönül vermiş her marka  scooter  sürücüsünün üye olabileceği, sürekli aktiviteleriyle Türkiye’de  üye sayısı en fazla  olan  kulübümüze dahil olmak bir ayrıcalıktır.

    

 

 

 

Y

 

 

            

 

 

Banka hesap numararamız Kadılöy Şekerbank  Vespa Club  260 953                                                                   

 

Vespa Scooter Motosiklet Spor Kulübü Derneği

 

 

<<